27.11.2006

tesadüfler hayatı



ne garip 1.5 saatle alakalı birşeyler yazmamın üzerinden 1.5 saat geçiyor ve bunun kavgasını veriyorum.özetle sıkıcı olduğum,konuşmadığım,ilgilenmediğim ve buna benzer bir kaç milyon şey olduğum söyleniyor..ne acı aslında ve ne kadar ironik,keşke yazmasaydım bir önce ki yazıyı..o zaman hiç değilse baktıkça canımı daha çok yakacak birşey olmazdı...bir ona bakıyorum ne düşündüğüme bir de benimle alakalı ne düşünüldüğüne...

diğer ilişkilerde var mı acaba böyle sorunlar..acaba orada da insanlar ''var ama söylemem'' diyor mu birbirlerine..hiçte sevmem bir şeyleri kıyaslamayı ama merak dizginlenemeyen bir duygu değil mi?




oscar wilde demiş ki ''kadınlar sevilmek için yaratılmıştır, anlaşılmak için değil'' ve ben buna inanmamakta direnenler sınıfındayım,fakat süngüm düşüyor..anlayamıyorum..beklentileri ne istendiğini benden...keşke herkesin kullanma klavuzu olsa..




aslında ben hatamı biliyorum; kendimden o kadar yukarda tutuyorum ki ben insanları sonra anlatamıyorum aslında hataları olduğunu ve bunları görmediklerini...herkes doğru ama ben yanlışım...fatalerror'dan bahsettik değil mi geçen yazıda? yanılmıyormuşum değil mi cuk uyuyor..


uykum falan yok artık..uyumak mutlu insanların hakkı bence,ben yattığımda aklıma gelenler beni üzmeye devam ettikçe uyumak mecbur kalmadıkça yapmak istemediğim bir eylem ve alkol biliyorum ki sen yine tek dinleyici olacaksın bana karşı..sadece dinleyen,sadece susan..ama en azından canımı yakmayan,bunu istemeyen..




acaba nasıl bir insan olsaydım insanlar benden memnun olurdu? ne yapmam lazım acaba çok merak ediyorum ben bunu gerçekten..kimseyi memnun edemiyorum,kendimi zaten memnun edemiyorum.peki öyleyse ben ne yapıyorum ? bilerek eziyet çekmek aptallık mı yoksa bir noktadan sonra düşünmeyi bırakmamızın nedeni mi..


en sevmediğim şeylerden biri -ve eminim sizde pek sevmiyorsunuzdur- ikilemler...bir kaç saat içinde değişen davranışlar ve düşünceler..bir bakıyorsunuz sevimli sıcak bir yazı..sonra bir bakıyorsunuz aslında dünyanın en kötü insanı sizsiniz..ne garip,ne çelişki..olsun ben demiştim beni mutlu eden herşeyde bir yarımlık ve eksiklik olmalı yoksa bana yakışmaz diye.Diva's arya çalıyor şimdi kesik tiz çığlıklarla,ama asıl çığlık atmak isteyen benim..evet dışarı çıkıp deli gibi bağırmak istiyorum ki burda ''gibi'' kelimesi fazladan yazılmış bile olabilir.


sürekli hayatlarımız kameraya çekilse keşke,bazen buna ihtiyaç duyuyorum..mükemmel biri olmadım olmayacağım ama benden daha iyi insanlar zaten çok az bu dünyada...ve herkes kendini o gruba dahil etmese keşke..


sevdiğim insan için elinden gelen fedakarlığı yapmak acaba çok şaşırtıcı bir şey mi? yada bunu reddetmek acaba ona yapılan bir ''senin yerin bu'' konuşması mı? çok sorum var ama yanıtlarım yok...




joseph conrad ''duslerimizi yalniz gordugumuz gibi yalniz yasariz'' diyor ama ben yalnız yaşamak istemiyorum ki..zaten yeterince kendimleyim..

1 yorum:

Adsız dedi ki...

bu duyguyu biliyorum bende,tanımadığım birinde görmek üzücü